Tags

, , , , , ,

Eylül ayı ile beraber hareketlenmeye başladı hayat. İlk güzel haber Zeytinbağı’ndan geldi: kitapları çıkmış. Kitabın adı Kazdağları’ndan bir lezzet öyküsü. Bu güzel haberle beraber bu seneki kurs tarihleri: 6-9 Ekim ve 17-20 Kasım. Muhteşem lezzetlerle tanışmaya, beraber yemek pişirmeye, haydi hep beraber. Kurs ve kitap için daha fazla bilgi istiyorsanız: http://www.zeytinbagi.com

September came with action. First good news came from Zeytinbağı: their book is just published. Book’s name is Story of flavours from Kazdağı. And also culinary workshop dates for this year: October 6-9, November 17-20. So, let’s go together to meet these amazing flavours, to cook. To get more infor for workshops and book: http://www.zeytinbagi.com

Geçen sene ordayken son kahvaltıda, Erhan beyin hazırladığı parmak lokumun tarifi de vardı kitapta. Hemen hamuru tuttuk, Nigar gelince açtı hamuru ve kızartmaya başladı. Bir yandan da masayı kurduk: domatesler, salatalık, bahçe biberleri, İlhan Koçulu’dan peynirler (Toprak Ana’dan sipariş verdiğimiz ve tamamen ayrı bir yerde tekrar anlatacağım), annemin yaptığı yaz reçeli ve hibiscuslu mandalina reçeli.

In the book, there is s recipe of pastry that Erhan Seker made for us on our last breakfast. I prepared dough, and then Nigar came, cut the dough small pieces and fried them. At the same time I set the table for breakfast: tomatoes, cucumbers, garden peppers, delicious cheese from İlhan Koçulu, my moms summer jam and tangerine hibiscus jam.

Nilgün teyze de geldi, balkonda keyifli bir kahvaltı yaptık. Bu sene için birçok gezi hayali kurduk. Nilgün teyzem Bodrum’dan bergamut ve küçük mandalinalar getirmiş. Geçen sene Zeytinbağı’da neler yaptığımızın kısa özeti aşağıda:

We had a wonderful breakfast at the balcony with our neighbor Nilgün. We dream for lots of little weekend getaways.  Aunty Nilgün(she is like my aunt) brought us bergamot and little green tangerines from Bodrum. And if you are curious what we did at Zeytinbağı last year, check below:

Bizi yağmurla karşılamıştı Kazdağları. Karanlık, kapalı bir hava. Aralıksız yağan yağmur. Sıcacık çay içimizi ısıttı. Akşam yemeği bize bambaşka lezzetler gösterdi: otlardan turp otu ve zaho vardı. Turp otu peynir sosluydu,  zaho ise hardal soslu. Yanlarında arapsaçlı pırasa, yeşil domates yemeği, kereviz yemeği , fırında keçi peyniri ve tahin soslu patlıcan vardı. Sadece isimlerini yazınca bile ağzım sulansa da, bu Zeytinbağı’nda tadacağınız lezzetleri ifade etmenin yanından bile geçemez. Ara sıcak olarak lor köfte geldi. Ana yemeğimiz tavşan büryandı. Tavşan etini ikinciye denedim, tadını tarif edebilmem zor. Ama anlatıldığı gibi ekşi ve kanlı değildi (bu sanırım pişirme metodu ve hazırlanışla ilgili) Kuru değildi ve lezzetliydi. Tatlımız ise dondurmalı incir tatlısıydı.Baharatlarıyla bizi kendimize getirdi.

Diğer gün muhteşem kahvaltı sonrası(kahvaltıları ayrıca anlatacağım) pazarları dolaştık. Pazardan aldıklarımızla kendimizi mutfağa atıp, otları ayıklamaya başladık. Erhan Şeker’le aynı ortamda bulunmak bile bir çok şey öğretiyor, yepyeni dünyalar açtı bana. Gönülden, yüreğinle yemek yapabildiğin bir dünya. Denediğimiz o güzel tarifler. Akkız (şevket-i bostan) ayıklamak düşündüğüm kadar zor değilmiş. Hatta keyifli. Ama miktar çoksa oturmak iyi bir tercih olabilir(evdeysem). Dikenlere dikkat etmeyi unutmadan. Isırgan ayıklamak benim için zordu çünkü ellerim çabuk kızarıyor. Otları tanımak, toplamayı, ayıklamayı ve pişirmeyi öğrenmek. Yeşilin güzelliği ve o şifalı tadı. Yanına eşlik edecek sosları hazırlamak, mutfaktaki pişirme sıralarını ve metodları öğrenmek güzel bir deneyimdi. (Ama ben sınıfta kaldığımdan, bu sene tekrar gidip sınavlarımdan geçmeliyim:)) Bir malzemenin bize sunabileceği lezzetlerin sınırı olmadığını öğretti Erhan bey . Grubumuz çok keyifli bir gruptu. Nejla hanım ve Kerem sıcacık ev sahiplerimiz oldu. Yemekleri pişirip beraber yemek, mutfak ve yemek üzerine uzun sohbetler, tarifler, fikirler. Balık günü biraz daha zordu. Özellikle ayıklaması: pullar, iç organlar. Turşudan çorbaya, pilakiye çeşitli lezzetlere dönüştürdük balıkları da. Carpaccio yapılışını izlemek ve devamında yapmayı denemek eşsiz bir duyguydu.  Ama ne kadar anlatmayı denesem de gülümseyerek yazıyorum, çünkü “anlatmakla olmuyor”.

Mount Ida (Kazdağları) welcomed us in a rainy weather. Dark, low weather. Non stopping rain. A warm cup of tea made us feel better. Dinner was a parade for local delights: local herbs with two different dressing (one is cheese, the other one is mustard) accompagnied with leaks with fennel, green tomato meal, celery root meal, baked goat cheese with bell peppers and eggplant slices dressed with tahini sauce. Even if writing these dish names make me hungry, it is impossible to define and tell all these flavours at Zeytinbağı. Our hot starter to taste Lor balls with greens. Lor is local cheese similar to ricotta as producing method but very different in taste. Our main course was rabbit biryan (biryan is a cooking method for meat and rice in the same casserole) For rabbit meat, it was my second try, it is difficult to tell how it tastes. But meat does not taste bloody and sour as lots of people mention. I think this is related to cooking method and preparation) It was not dry and delicious. Our dessert was ice cream with baked fig. Spices of dessert  made us come back to earth after this amazing dinner. The next day, we went to local markets after a wonderful and rich breakfast. (I am going to tell you about these local markets and this beautiful breakfast later)Then, we passed to the kitchen and started to clean local herbs bought from market. Being in the same place with Erhan Seker may teach you a lot of things, it was like a new gate to new worlds for me. A world where you can cook with your heart, you can put your soul in it. All these recipes we tried together are amazing.  Cleaning herbs are not so difficult as I thought, especiallt the one called akkız (white girl) that you use its root part. Cleaning nettle is always difficult for me, because it makes my skin rush.  Knowing herbs, picking herbs around and learning how to cook them is an amazing knowledge for me. (I think that it is cultural heritage) Beauty of greens and their healing taste. It was a colorful experience to prepare dressing for these herbs and learning their cooking techniques. ( As I couldn’t pass my exams on this course, I should go back soon and keep working.) Our chef teach us that an ingredient may present us a limitless world of delights. Our group was cheerful.  Nejla hanım and Kerem are wonderful hosts to us.  Cooking together, eating together, all these chats on recipes, culinary ideas were very good. Fish day is a little harder, especailly cleaning all these fish. Fish became wonderful dishes as soup, a differen style of pickle and marinated baked fish meal. Watching how to make fish carpaccio is an incredible exprience and trying to do it reminds me to get kitchen techniques course at Istanbul Culinary Institute. It is impossible to tell what we experienced at Zeytinbagı. You should go there and discover by yourself.